Japon Şehirleri

japonya hakkında sayfalar dolusu yazı yazılabilir,
ama işi iki kelime ile özetlemeye çalışın deselerdi, ben bu ülke için huzurlu ve kendinizi müthiş güvende hissettiğiniz uzak doğunun en güzel ülkesi diye bir tanımlama yapardım herhalde. Temiz cadde ve sokaklarda dolaşırken bir Allah’ın kulunun sen yabancısın buralarda ne işin var diye,gözünün ucuyla dahi size bakmayacağı, huzurlu bir şekilde rahatsız olmadan dolaşacağanız dünyadaki belki tek ülke. Orada kaldığım 30 gün boyunca boyunca tek bir insanın  bile bana şöyle bir bakıp yabancı olduğumu hissettirmediği muhteşem bir atmosfer. İster istemez yine canım memleketim gelmez mi aklıma:)çok uzağa değil iki üç sokak ötede yabancı bir mahalleye git ve biraz etrafı incele, rahatsız edici sorgulayan ve bazen vatandaşın sizin ifadenizi bile alabileceği komik hatta bazen şiddete dönüşebilen diyaloglar,tanıdık durumlar değil mi hepimize? Ben Japonya ve şehirlerinde inanın yabancı olduğumu hiç hissetmedim, insanlar bana hissettirmedi,bu nedenle her aklıma geldiğinde sevgim ve saygım biraz daha artıyor Japon insanına. 42 yıllık yaşamımda bu konuda yaşadığım en güzel deneyimlerden biri olmuştu yaşadığım. Sabırlı insanlardı; hiç kimsenin bir diğerinin hele hele onun olan bir hakka karşı rahatsız edici bir davranış sergilediğini göremedim. Basit bir örnek vereceğim,ülkemde markette sıra beklerken yada sıra sizdeyken insanların öflemelerine,bazen söylenmek yada rahatsızlığını dile getiren tuhaf hareketlerine ve bundan daha kötülerine bile gündelik hayatta şahit olmuşsunuzdur mutlaka. Japonya da bir markette iseniz sıra sizde ve arkanızda dağ gibi bir kalabalık bekliyor bile olsa; insanlar kıpırdamadan ve size bakışlarını yöneltmeden rahatsız olmamanız için ellerinden geleni yapıyorlar. Sabır abidesi insanlar ve hayatın her anında aynı durumdalar. Bir Türk olarak müthiş bir üzüntü içindeyim hepimiz bu muhteşem duyguları yaşamayı hak ediyoruz millet olarak, peki neden biz böyle yaşayamıyoruz? Tokyo da kaldırımda yürürken yolun kenarına park etmiş, kamyonda eşya indiren ve apartmana taşıyan bir grup insan; benim meraklı bakışlarım altında yürüdüğüm kaldırımda onlara yaklaşırken birden bire yaptıkları işi bıraktı,aynı anda bana doğru dönen kaldırımın sağında ve solunda kalan bu bir grup insan niye böyle yaptıklarına anlam vermeye çalışırken ve benimle aralarındaki mesafe kısalırken, tam aralarından geçmek üzereyken bedenlerini 45 derece eğerek ve üzgünüz diyerek bana selam vermesinler mi,ne yapacağımı şaşırdım zira böylesine saygı yüklü bir toplumla daha önce malesef karşılaşmamıştım. Benzer bir başka olayda, karşıdan gelen ve muhtemelen gözleri iyi görmediği için ben sağ yapıp yol verdiğimde benimle aynı yöne yönelen ben aksi yöne kaçtığımda ise yine aynı yöne hareket eden yaşlı amca ile çarpışmamak için manevralarımı tam sıkılaştırmıştım ki, ihtiyar adam birden olduğu yerde durdu ve yanından geçip gitmek üzereyken bana yine üzgünüm diyerek selam vermez mi, bizdeki yol verme, yan bakma, omuz atma olaylarına hiç değinmeyeceğim.

Japon insanının beyninde ,başkalarına karşı öfke, kötü niyet yada tehdit olacağını düşündükleri bir güvensizlikleri yok kısaca bunu ben böyle bir ortamda yetişmediğim için belki çok şaşırıyorum çünkü alışık olduğum şeyler değil bunlar, ancak muhteşem bir his,kendinizi huzurlu hissediyorsunuz,rahat ve bu tek kelimeyle MUHTEŞEM.

 

Japonya,Osaka,Kansai ilk bir saat

imageÇocukluk  yıllarında  anne ve babamın yanında kendimi güvende hissesederek birlikte etrafı dolaştığımız güzel sayılı anıların dışında; ilk defa müthiş bir huzur ve güven duygusuyla üstelik hiç bilmediğim cadde ve sokakları arşınlamanın keyfini yaşadım bu güzel ülkede,bunun detaylarını daha sonra anlatacağım ama biraz başa dönelim şimdi.Hava alanına indiğimizde,otobüse binmek için beklediğimiz dakikalarda ilk dikkatimi çeken havanın inanılmaz derecede solunabilir toz ve zararlı gazlardan arınmış olduğunu fark etmek olmuştu; tozun olmadığı  böyle temiz bir havayı solumak müthiş keyifliydi. Şöyle örnek verebilirim genellikle dağlar ve ormanlarla sıkı ilişki içinde olan ve her fırsatta dağlara kaçan bir Adam olarak biliyorum inanması size zor gelebilir ama Japon şehirlerinde belki böylesine temiz bir havayı solumak sıradan. Hava alanından osakaya kadar yaptığımız otobüs yolculuğunda etrafımımızdaki en dikkat çeken ayrıntı Gecenin karanlığını aydınlığa dönüştüren modern ve güzel bir ülkenin sanayi tesisleri ,yolları ve yerleşim düzeniydi. Her şeyin belirli bir plan dahilinde yapıldığını, bunun görüntüye Nasıl yansıdığını uzun uzadıya anlatmayacağım. Geceydi Osaka  uyuyor denilebilirdi fakat, hayret edeceğim pek çok şeyle henüz karşılaşmamıştım. Gece yarısında, gündüz oldukça hareketli olduğunu öğrendiğim bir kavşak noktasında sadece bir tek motorsikletlinin hiç bir yönden araç ve yaya gelmemesine rağmen Nasıl ışığı beklediğini, daha sonra hiç kimsenin kuralları biraz bile olsun çiğnemediğine şahit olacaktım.Bir Japon için kurallar asla ihlal edilemez şeylerdir ve bu sanırım onların refah içinde yaşanmalarının en büyük nedenlerinden birisi. Aklıma ister istemez, güzel ülkemin ışık,şerit,hız limiti,kural tanımaz şöförleri ve trafikte karşılaştığımız saygısızlıklar geliyor, ne yapayım elde değil. Hava alanını anlatmadım ama sanırım tahmin edebilirizsiniz. Yeryüzünde görebileceğiniz en modern ve temiz tuvaletlerin varlığından burada bahsetmezsem haksızlık olur. Dünyanın en temiz ve güzel hava alanlarından birisi olan Kansai, bu konuda tüm diğer Japon hava alanlarında olduğu gibi başka bir ülkede  asla göremeyeceğiz en modern tuvaletlere sahiptir. Belki bir resim koymam gerekir ilerleyen kısımlarda bunu yapacağım, çünkü sanırım gördüğünüzde daha iyi anlayacaksınız. Bizim umumi yada özel en temiz tuvaletimiz, onların sıradan bir umumi tuvaletinin eline su bile dökemez 🙂 japonyadaki ilk bir saate ait kısa özet belki bu olabilir.

Güvenilirliği ciddi olarak tartışılan U 214 sınıfı denizaltıların üretimine Gölcük tersanesinde başlandı…

Alım sürecinde Yunan donanmasının yaptığı testlerde başarısız olan(Yunanlılar almaktan vazgeçti)ve Güney Kore donanmasınında aynı tip denizaltılarda yaşadığı çeşitli sorunlara ve bunların biliniyor olmasına karşılık Türk hükümeti neden Güvenilirliği soru işareti olan U214 tipi denizaltılarda ısrar etti ve üretimine bu yıl Gölcük tersane komutanlığında başlandı.Daha önce 2015 yılında ilk denizaltıyı teslim edeceğini söyleyen Almanya böyle bir şeyi gerçekleştiremediği gibi neden teslim edilecek ilk denizaltının Türkiye’de üretimine izin verdi ve çark etti.Benim kafamı karıştıran en büyük soruya gelince;neden U212 gibi güvenilir ve harekat kabiliyeti daha iyi olan bir denizaltı varken,kaldı ki bu U214 ün bir önceki versiyonudu neden alım sürecinde ismi bile geçmedi.Dip not düşmek gerekirse U 212 israil donanmasında uzun Zaman’dan beri hizmet veriyor ve İsrail için Almanlar denizaltının nükleer füze atabilecek silolarıda olan bir versiyonunu geliştirip İsrail’e güle oynaya sattılar… Bu ülkenin sokağa atılacak parası,güvenilir olmayan silah sistemleri yüzünden şehit olacak askeri yok.Yetkili birisi çıkıp açıklasın neden bu ısrar.Denizaltıyla ilgili tüm bilimsel veriler test edilmiş ve başarı kısmı soru işareti kalmışken bizim millet olarak bilmediğimiz ne?neden bu anlamsız inat? En son bilgi ise Avusturalya denizaltı ihalesini Alman’lara değil(U214 ihaleye giren model) Fransız’lara verdi, U 214 isteyen Pakistan şimdilik bu alımı durdurdu.

Resimdeki denizaltı Alman donanmasına ait bir U 212 denizaltısıdır.

Dünya Savaşı —

Olası bir küresel savaşın dünyayı getireceği nokta tahmin ettiğiniz felaket senaryolarından daha kötü olabilir. İkinci dünya savaşının izlerini henüz silememiş bir dünyanın, zorlu ekonomik koşullar ve enerji pastasından alınacak paylar için iyice acımasızlaştığı bir atmosferde; terörün ve onun gizli finansörlerinin hesapları insanlığın başına bela olabilir.

Dünya Savaşı — üzerinden